dantel, örgü, hoş fikirler, sanat, aksesuar, kolye, küpe, reçeteler, haber, tasarım, yeni fikirler, eğlence

Mutlaka Oku - fiskos - Blogcu



fiskos

Pazartesi, Mart 2, 2009 - Kaktüslerin Sırrı

Kategori: Mutlaka Oku
Dikenleri ve sertliği ile sevilmezler. Ama öte yandan çiçekleri görenleri kendisine hayran bırakıyor. İşte muhteşem güzelliği ile kaktüsgiller

 

Kaktüslerden bahsediyoruz. Eni ve boyu iyi beslendiği takdirde oldukça uzun ve kalın bir bitki. Dikenleri ile ünlüdür. Bazı kaktüslerin dikenleri zehirli olabileceği gibi, her şekilde deriye battığında ince dikenleri yüzünden çok can acıtırlar ve çıkarılmaları zordur.


Bu dikenli bitkinin ne işe yaradığını ne için yaratıldığını bileniniz varmı?  unutmayın ki dünyadaki herşey bir amaç için yaratılmıştır. Mesela kaktüs radyosyonu emmekte bu yüzden en büyük nükleer santral yakınlarında tonlarca kaktüs bulunmaktadır. Son günlerde iş yerlerine özellikle bankalar için en çok sipariş  verilen bitki kaktüsmüş. Sizlerde evlerinizde bilgisayarlarınızın olduğu odaya bir kaktüs bitkisi koymaya ne dersiniz. Sağlığınız için bunu mutlaka yapın. Ne kadar az zarar görürsek o kadar iyi.

 

 

Sağlıklı günler dilerim.

"woelfin"


Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Şubat 13, 2009 - Anne

Kategori: Mutlaka Oku
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazar, Şubat 1, 2009 - Annemiz İçin

Kategori: Mutlaka Oku

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Eylül 8, 2008 - Herşeye 0' dan Başlayacaksın!!

Kategori: Mutlaka Oku


Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya kalp durur, akıl unutur.
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne unutur.
Mevlana
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, August 20, 2008 - KADINLAR GİTTİĞİNDE!

Kategori: Mutlaka Oku

KADINLAR gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde yetim-öksüz kalan çok olur

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker sarı kız.

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...

Bir anne gider...

Bir dost...

Bir arkadaş...

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

Bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki Dikkat et... duyulmaz, annesi gitmiştir geç kalmanın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.

Ve bir kadın gittiğinde pek çok yetim bırakmıştır arkasında.

 

Bekir Coşkun

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Nisan 6, 2008 - Düşün!!

Kategori: Mutlaka Oku

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Nisil 18, 2008 - Güzellik Görenin Gözündedir!

Kategori: Mutlaka Oku

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, Nisil 10, 2008 - sevginin mucizesi

Kategori: Mutlaka Oku
 
 Her iyi anne gibi Karen de bir bebegin yolda oldugunu ögrenince, üç yasindaki oglu Michael'i yeni bir kardes için hazirlamaya baslamisti.
 
Bebegin kiz olacagi anlasildi ve Michael annesinin karnindaki
kiz kardesine her gün,her aksam sarki söylemeye basladi. Onunlatanismadan önce aralarinda bir sevgi bagi olusmaya baslamisti.

Hamilelik normal bir sekilde gelisiyordu.Karen de Tenesse'de Morristown
Panther Creek United Methodist Kilisesi'nde aktif bir üye olarak çalismalarini da sürdürüyordu.

Vakti gelince, dogum sancilari basladi. Sonra her bes dakikada bir,üç dakikada bir ve her dakika.....

Fakat dogum aninda ciddi bazi sorunlar ortaya çikti ve Karen'in sancilari saatler sürdügü halde bebek dogmadi. Bir sezeryan mi gerekecekti? Nihayet çok zor çabalar sonucu Michael'in kiz kardesi
dünyaya geldi.Ama çok ciddi bir sorun var gibiydi.Gece yarisi çalan ambulans sirenleri arasinda Tenesse Knoxville'deki St. Mary Hastanesi
Çocuk servisinin yogun bakim ünitesine kaldiri! ldi.

Günler geçtikçe küçük kiz kötülesiyordu. Çocuk doktoru çok üzgün bir sekilde "Çok az bir ümit var .En kötü son için hazirlikli olmalisiniz." dedi.
Karen ve esi cenaze töreni için mezarlik yetkilileriyle konustular. Evlerinde bebekleri için harika bir oda hazirlamislardi.Oysa simdi cenaze için tören hazirliyorlardi.

Michael, öte yandan anne ve babasina kiz kardesini görebilmek için yalvarip duruyordu. "Ona sarki söylemek istiyorum" diyordu. Yogun bakimdaki iki hafta sanki cenaze töreninin bir hafta sonra olacagini isaret ediyor gibiydi Michael sarki söylemek konusunda israr ediyordu.

Ama yogun bakim ünitesine çocuklarin girmesi kesinlikle yasakti.Ancak Karen kararini verdi.Onu oraya soracakti. Izin verseler de vermeseler de.... Eger kiz kardesini o zaman göremezse bir daha asla göremeyebilirdi.

Ona, kendisine oldukça büyük gelen bir ziyaretçi giysisi giydirdi ve yogun bakim ünitesine soktu.

Sanki yürüyen bir kirli çamasir torbasiydi.Ama bas hemsire o! nun bir çocuk oldugunu anladi ve :

"O çocugu buradan çikarin. Çocuklarin girmesi yasak." diye uyardi.

Genelde uysal bir kadin olan Karen'in içindeki anne birden güçlü bir sekilde baskaldirdi ve bas hemsirenin yüzüne çelik gibi bakislarla bakarak:

"Kiz kardesine sarki söylemedikçe buradan gitmeyecek."dedi.

Michael'i kiz kardesinin yatagina götürdü.Savasi kaybetmek üzere olan küçük kiza bakti. Bir süre sonra sarki söylemeye basladi,saf temiz kalpli 3 yasindaki çocugun piril piril sesiyle.

"You are my sunshine,my only sunshine,you make me happy when skies are grey..."
(Sen benim gün isigimsin,tek gün isigim,gökyüzü griyken beni mutlu edersin.)
Aniden küçük kiz tepki verdi.Kalp atislari sakinlesti ve düzenli olmaya basladi.

"Sarkiyi sürdür"dedi Karen gözleri yas dolu.
"You never know,dear how much I love you.Please don't take my sunshine away!"
(Seni ne çok sevdigimi asla bilmeyeceksin,sevgilim.Lütfen gün isigini benden alma.)
Micheal,sarki! yi sürdürdükçe,bebegin sorunlu,kesik kesik olan solunumu küçük bir kedicigin nefes alis verisi gibi düzenli bir hale girmeye basladi.

"Sarki söylemeye devam et bebegim."
"The other night,dear,as I lay sleeping,I dreamed I held you in my arms." (Geçen gece uyurken,rüyamda seni kollarimda tuttugumu gördüm sevgilim.)
Michael'in küçük kardesi sakinlesmeye devam etti.Ama bu bir iyilesme de gösteren bir sakinlesmeydi.

"Devam et Michael" Simdi o diktatör tavirli bas hemsirenin bile yüzü yaslarla islanmisti. Karen de coskuyla sarkiya katildi.
"You are my sunshine,my only sunshine.Please don't take my sunshine away." Ertesi gün,hemen ertesi gün küçük kiz eve gidebilecek kadar iyilesmisti.
 
Women's Day isimli dergi bu olaya "Abinin sarkisinin mucizesi"adini verdi. Bilim adamlari ise ona sadece "mucize" dediler.Karen ise
"Tanri sevgisinin mucizesi"dedi.
Sevdiginiz insanlar için ümidinizi asla yitirmeyin.
Sevgi inanilmayacak kadar güçlüdür.
 
 
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, Nisil 3, 2008 - BAĞLANMAYACAKSIN

Kategori: Mutlaka Oku
BAĞLANMAYACAKSIN

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

CAN YUCEL

http://img1.blogcu.com/images/f/i/s/fiskos/6183519_3da78da91196352446_m.jpg

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

...YARATICILIĞIN SINIRI YOK...

Kategoriler





outils webmaster

widget